29 Ekim 2011 Cumartesi

Nazlı Ilıcak Bizi Aydınlatacak



Nazlı Ilıcak hani nerede sansür diye feryat ediyor.

BTK'nın ilgili düzenlemesinin ilk halinde, 22 Ağustos 2011'de internet kullanıcıları için 4 adet profil öneriliyordu.

Madde 6 - (1) İşletmeciler, güvenli internet hizmetini standart profil, çocuk profili,aile profili ve yurtiçi internet profili olmak üzere farklı erişim yetkilerine sahip dört farklıkullanıcı profiline göre sunmakla yükümlüdürler. Profil ve uygulamalarla ilgili alan adı, ipadresi, port numaraları ve/veya web proxy listelerle birlikte işletmecilere kurum tarafından sunulur.

"Güvenli internet hizmeti" bu dört profil aracılığı ile sağlanacaktı. Ancak Madde 7'de de güvenli internet hizmeti almak istemeyenlerin standart profil kullanıcısı olacakları ifade ediliyordu.

Madde 7 - (4) Güvenli internet hizmeti almayı tercih etmeyen kullanıcı, standart profilüzerinden hizmet alır. İşletmeciler bu hususta bireysel aboneleri talep olmaksızınbilgilendirmekle yükümlüdürler.

Yani hem hizmeti almak hem almamakla ilgili çelişkili cümleler içeren maddeler var.

Kullanıcının isyanı sadece açık ve şeffaf olmayan kararların, ileride kullanıcının mahremiyeti ve takibine yönelik hukuk dışı uygulamalara fırsat bırakacak şekilde tanımlanmasıydı. Bu konuda da dönen tartışmalar "İnternet Arayüzü" kısmını konu alan maddede mevcuttur. Aynı kararın söz konusu 10.maddesini de Nazlı Ilıcak okumuş mudur acaba? Biz artık onun bu konuda bilgisi olmadığından emin olduğumuz için daha fazla detaya girmek istemiyoruz. Bu karar metni yayından kalkmadıysa buraya tıklayıp okuyabilir, nitekim bu karar eksik ve hatalı bulundu ki yeniden görüşüldü ve telekomünikasyon kurumunun sitesinden kaldırıldı. Biz arşivlerimizden bu belgenin iki maddesini sizinle paylaştık.

Özetle; kullanıcıların özgürlüklerinin kısıtlanabileceği düşüncesi ve buna imkan tanıyan bir sakat metin söz konusuydu. Halkın tepkisi, sivil toplum kuruluşlarının görüşleri ve düzenlenen yürüyüşler yeni bir uzlaşma zeminine ve hukuki düzleme bu metini taşıdı.

Eğer Nazlı Ilıcak'ın dediği gibi sorunsuz bir düzenleme en baştan ortaya konulmuş olsaydı bu karar metni hiç değişmeyecekti.

Biz bunu bu yazımızda anlatmaya çalıştık, ama zihinler esir alınmıştı, muhakeme etmeden inanmayı, muhalefete muhalefeti benimsemişlerdi.